Son Dakika
28 Haziran 2017 Çarşamba

Yaşamak, Ölüme Koşmak mı?

Gece başladı mı sabah olsun diye bakıyoruz. Sabah güneşin doğuşu,

1,281 total views, 6 views today

02 Haziran 2017 Cuma, 09:27

Yaşamak, Ölüme Koşmak mı?

Gece başladı mı sabah olsun diye bakıyoruz. Sabah güneşin doğuşu, karanlıkların aydınlanması bize mutluluk veriyor. Sonra da akşamı özlemeye başlıyoruz. Sabah akşam derken ölüme mi koşuyoruz acaba? Yaşadığınız hayatta koparmakta acele ettiğiniz takvim yapraklarına, hızla tüketilen duygu ve duyarlıklara, içine gönüllü daldığınız o sıradanlaşan yaşamınıza şöyle bir uzaktan baktığınızda ne hissediyorsunuz?

Kendinize “Ne kadarı benim hayatım” diye soruyor musunuz? “Ne kadarını başkaları yaşamış benim yerime… Ya da ben başkalarının?” “Yaşamak nedir?” diye sordum kendime. Belki de yaşamın giziydi bu!

Üreterek yaşamlarını anlamlandıran, sadece kendisi için değil, dünya için, herkes için daha güzel, eşit, adil, özgür bir yaşam kurmak için mücadele edenler ”Nefes almak değildir yaşamak!” demekteydiler. Gerçekte yadsınamayan bir düşünceydi bu!

Ancak başka bir pencereden bakıldığında; yazacağımız bir yazı bitirdikten sonra, kahvemizi pişirip o mis gibi kokan yuvamızda yaşadığımız için sevinçle dolmak mı yaşamak? Yemek yiyebildiğimiz, tat alabildiğimiz, görebildiğimiz, yürüyebildiğimiz için şükretmekti yaşamak!

Bazen de en küçük işlerin izi, tuvalete yürüyerek gidebildiğimiz, giysilerimizi ağrısız soyunup, giyebildiğimiz için mutlu olmaktı yaşamak! Okuyup, yazabildiğimiz, seslenebildiğimiz için kendimizi şanslı görmek  mi yaşamak?

Ve anladım ki bazen, sadece nefes almaktır yaşamak!

Hayat, dokunurken herkese, bir ucundan da çekiştirirdi yaşamın… Önemli olan rüzgârlara karşı durabilmekti, insan olmanın erdemiyle kalabilmekti ayakta…

Jostein Gaarder, felsefe tarihi üzerine yazdığı “Sofi’nin Dünyası” adlı eserinde, “İnsan ne istediğini bilmeli ve onun için yaşamalı, zamanımız kalmamış olabilir.” demekteydi.

Yaşantınızın her gününün güzel olması için kendimize şans vermeliydik. Onun için kum saatinin doludizgin akıp giden kumlarının her bir zerresine sevgiyi katmak gerekti. Çünkü bir tek sevgi vardı içimizde; bunca yaşanmışlıktan geriye kalan…

Kaçınılmaz olan, insan olgun bir yaşa gelinceye kadar yükselir, sonra inişe geçer, en sonunda toprak olurdu. Dünya faniydi, insan ölümlü… Mühim olan varoluş ile yok oluş arasında yaşamın sunularını farkındalıkla irdeleyebilmek, anlamını çözebilmekti. Geçmişten ders çıkarıp, geleceğe güvenle bakabilmekti yaşamak!

Her şeye rağmen bir umuttu yaşamak! Montaigne, “Kendini tanı” ve “Ne biliyorum” gibi temel sorulardan çıkarak kaleme aldığı “Denemeler” adlı eserinde, “Hayatın değeri uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır. Öyle uzun yaşamışlar vardır ki, pek az yaşamışlardır. Doyasıya yaşamak, yılların çokluğuna değil, sizin coşkunuza bağlıdır.” ve “Düşüncelerimizin en iyi aynası hayatlarımızın akışıdır.” gibi anlamlı deyişleriyle herkesi olabileceği kadar içten olmaya çağırma görevini yapmıştır.

Her birimiz yaşamı anlamlı kılmayı  göze almadıkça kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız. Şimdi hayatın değerini bilerek kendi gökyüzümüzde uçmak zamanıdır. Dostoyevski’nin dediği gibi, “Yaşamı sevin! İyi ve doğru şeyler yaptığınız zaman yaşam öyle güzel ki…

Söz uçar yazı kalır, demiş Sümerler. Yaşamı anlamlı kılmak için insanlığa yararlı, doğaya zarar vermeden güzel işler başarmak lazım. Ne mutlu yaşamı anlamlı kılıp kendi cennetini kendileri yaratabilenlere….

1,282 total views, 7 views today

2 Yorum

  1. İsmail Türkbay

    2 Haziran 2017 at 10:14

    Kalemine sağlık öğretmenim, yaşam dediğin tüketmek değil, üretmektir. Başkasına yük olmak değil, yükünü hafifletmektir. Geriye iz bırakabilmektir.İnsan Ürettiği eserlerle ölümsüzlüğü yakalayabilmeli. Ne mutlu ki size, bunları yaşamınızda gerçekleştirdiniz. Geriye de ölümsüz eserler bıraktınız. İnsanı, Yurdunu sevenlere örnek oldunuz. İyi ki varsınız.

    • Etem ORUÇ

      8 Haziran 2017 at 12:45

      Teşekkürler yazar dosttum. Yaşam sizlerle güzel, sizlerle yeşeriyor umutlar, karanlıklar.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Teması Tasarım ve Programlama: Ufuk Sarı