Son Dakika
22 Temmuz 2017 Cumartesi

Zeytinyağlı Yiyemem Aman…

Neymiş efendim; “ Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem

885 total views, no views today

08 Haziran 2017 Perşembe, 15:38

ZEYTİNYAĞLI YİYEMEM AMAN

Neymiş efendim; “ Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman,” ne biçim türkü bu böyle diye yıllardır düşünürdüm. Anadolu’nun her yanı zeytin ağaçlarıyla dolu, Akdeniz, Ege, Marmara… Dağlarından yağ akan bir ülkeyiz. Dünyanın en güzel uygarlıkları da bu bölgelerde kurulmuş. Zeytin yağı yemişler. Güzelleşelim diye bedenlerini sürmüşler. Avrupa’da zeytinyağı ilaç niyetine satılıyor. Bizde hâlâ ederi 15 lira.

İkinci dize daha da çarpıcı; basma da fistan giyemem aman. Neden? Dünyanın en iyi pamuğunu üreten üç,dört ülkeden biriydik. Atatürk’ün açtığı dokuma fabrikaları harıl harıl basma dokuyordu. Neden giymiyorsunuz öz be öz Türk ürünü olan basmayı? Sümeroloğ Muazzez İlmiye Çığ, bir kültürel etkinlik için Nazilli’ye gelmişti. Nazilli Sümerbank Fabrikasına götürdüm. Fabrikanın harabe durumunu görünce;” Babam bize 1937 yılında bayram önü Nazilli Basması getirmişti. Nasıl da severek giydik o basma giysileri. Yerli malı, Türk’ün malı diye…”  Ağlıyordu. Kendi değerlerimize sahip çıkmadıktan sonra sömürgecilere daha çoook yem oluruz. Prof. Dr Kenan Demirkol’un aşağıdaki yazısını okuyunca bu anlamsız türkü bambaşka bir anlam kazandı. Gelin birlikte okuyalım.

“Bursa yöresine ait bu türkü 2 Kasım 1954 tarihinde İhsan Kaplayan’ dan kaynak gösterilerek Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiştir. *(THM Repertuar numarası 1133)* Marshall Planı 2. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD’den ekonomik kalkınma yardımı almıştır*(Wikipedia). *

ABD geçmişten beri dünyanın en büyük mısır üretici ülkesidir. ABD, birikmiş olan mısır dağlarını eritmenin bir yolu olarak mısırözü yağı ihracatını keşfetmiştir. Marshall yardımının koşullarından biri, Türkiye’nin ABD’den mısırözü yağı almasıdır. *(Yeni Sömürgecilik Açısından Gıda Emperyalizmi, Osman Nuri Koçtürk, Toplum Yayınları, 1966). * Buna koşut olarak Türkiye’de ilk margarin fabrikası kurulur. Yine aynı dönemde yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek bir ağaç kırımı yapılır. Kalan zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağının büyük bölümü ABD tarafından dolar karşılığı alınır ve mısırözü yağı, TL karşılığı satılır.

Türk insanı zeytinyağından soğutularak, mısırözü yağına ve margarine alıştırılır.Bu amaçla, “zeytinyağı ısınırsa kanser yapar!” gibi yalanlar uydurmaktan da geri kalınmaz. Hâlbuki zeytinyağı halk ağzındaki deyişiyle dumanlaşma derecesi en yüksek (en zor yanan) sıvı yağlardan biridir. Bununla da kalınmaz, kötülemek için tıpkı bugün yapılan halkla ilişkiler endüstrisi çalışmaları gibi “Zeytinyağlı yiyemem aman, basmadan fistan giyemem aman…” diye türkü sipariş edilir ve ülkenin en popüler türküsü yapılır. Katı yağ/margarine mahkûm edilen halk, 20-30 yılda bir kaşık yağa bile muhtaç hâle getirilir.

*Basma giyen kadınlar, plastik giysilerle tanıştırılır… *”

Benim küçüklüğüm de Vita adlı yağları yemekle geçti. Evimizde tere yağı, zeytinyağı olmasına karşın bu donmuş yağları neden yerdik, yeni yeni anlamaya başladım. Kendi kültürünü, ulusal değerlerini, ürünlerini sahip çıkmayan ulusların coğrafi sınırlarını düşmanları çiziyor. Yerli malımızı sahip çıkarak sömürgecilerin oyununu bozalım. Avrupa ülkelerinde milliyetçilik gün geçtikçe güç kazanıyor. Ortak pazarda olmasına karşın her ülke kendi ürününü, malını kullanıyor…

Bir ülkenin sadece dış düşmanları olmuyor, iç düşmanlarla ya da bilerek ya da bilmeden düşmanın ekmeğine yağ sürenler de var. Tutturmuşlar zeytin ağacını yok etmek için yasa değişikliği, ayak oyunları yapıyorlar.

Biz dünyada kendi kendini besleyen 7 ülkeden biriyken pirincimiz Arjantinden, buğday Amerikadan, otumuz Gürcistandan gelmeye başladı. Üreten, çalışan, alın teriyle yaşamaya alışmış halkımız cezalandırılıyor.

Yatan, yağcılık yapan yağdanlıkçılar Zeytin ağacına el fatiha okuyorlar. Yazıklar olsun, yapanlara, görüp de susanlara….

Etem ORUÇ

886 total views, 1 views today

Yorum

  1. İsmail Türkbay

    8 Haziran 2017 at 16:25

    Kalemine sağlık öğretmenim, bu haftaki yazılarımız hep zeytin ve zeytin sahaları üzerine. Siz bir yönünü almışsınız, ben başka bir yönünü aldım. (9.6.2017 tarihinde Hedef Gazetesinde yayınlanacak.) Emperyalizm, önce girdiği ülkeyi ekonomik olarak çökertir. Milli değerlerini, milli üretimini yok eder. Ülkemizde, ekonomik çöküşün yanında çevre kirliliğinin başlangıcı da Marshall planının uygulamaya konulması ile aynı tarihe rastlar.(Marsyasın Dilinden Meandros ve Havzası S. 74-75) Halk olarak emperyalizmin planlarını bozamaz isek ülkemiz karanlığa sürüklenir. Haydi hep beraber uyanalım artık.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Teması Tasarım ve Programlama: Ufuk Sarı