01 Kasım 2014 Cumartesi
Aydın Yerel
Aydın Yerel

Aydın Yerel
  • Serdar Ortaç’a Yoğun İlgi
    Serdar Ortaç’a Yoğun İlgi
  • Ganalı Mami, Türk Kızı İle Evlendi
    Ganalı Mami, Türk Kızı İle Evlendi
  • Cicişler Ege’de kutlama turunda
    Cicişler Ege’de kutlama turunda
  • Twitter’ı artık kullanmayacak!
    Twitter’ı artık kullanmayacak!
  • En güzel manken, Kuşadası’nda seçildi
    En güzel manken, Kuşadası’nda seçildi
  • Tuğba Özay ve Nez, Su Parkında
    Tuğba Özay ve Nez, Su Parkında
  • Rihanna İstanbul’u Salladı!
    Rihanna İstanbul’u Salladı!
  • Nihat Doğan’ın Şok Eden Sözler
    Nihat Doğan’ın Şok Eden Sözler
  • At Şampuanı Salgını Türkiye’de
    At Şampuanı Salgını Türkiye’de
  • Ben iki ülkeyi de temsil ediyorum
    Ben iki ülkeyi de temsil ediyorum
Bir Avuç Deniz’de boğulmak
Bir Avuç Deniz’de boğulmak
Sinemada aşkın birçok denklemi vardır, zıt karakterli iki kadın arasında kalan ve...
13 Mart 2011 12:10
Font1 Font2 Font3 Font4
Aydın Yerel

Sinemada aşkın birçok denklemi vardır, zıt karakterli iki kadın arasında kalan ve haliyle bocalayan erkek, misal bunlardan biridir. Aşk üçgeni, aşk örgüsü artık adına ne derseniz deyin, öykü bildik, formül basittir.

Hiçbir şey çözümsüz değildir, asla! Peki, burjuva sosu, klişe deposu ve şişik egosuyla “Bir Avuç Deniz” ne yapıyor? Bırakın okyanusu, denizi, bu film, mucize yaratarak bir bardak suda boğuluyor.

Bir Avuç Deniz’i reklâmcı Leyla Yılmaz yazdı ve yönetti. Filmin belli başlı rollerinde Engin Altan Düzyatan, Berrak Tüzünataç, Zeynep Önder, Ayda Aksel, Can Gürzap, Tuğrul Tülek ve Ahu Yağtu var. Filmin sloganlarından biri şu; “Deniz’e açılmaya cesaretiniz var mı?” Evet, var ancak deniz tükenmişken ne fayda. Uzun zamandır halkın gerçeğinden bu ölçüde kopuk, zenginlik heveslisi, yurtdışında okumuş çocukların destekçisi bir film daha görmedim. Uzayda mı yaşıyorsunuz? Ayaklarınız yere hiç mi basmıyor? Gerçeklerden gerçekten bihaber misiniz? Yatım var, katım var, boğaz manzaralı evim var, param var, işim var, ama biz hepimiz sorunluyuz. Zenginlik battı bize, dünya yansa umurumuzda da değil. Steril yaşamlarımıza rağmen deli doluyuz biz, macera arayan bir avuç züppe genciz. Neyse…

Filmin oyuncuları şöyle iyiydi, şöyle kötüydü diyemem, çünkü oyuncu yönetimi, sınıfta kalmış, herkes affedersiniz kafasına göre takılmış. Yani olmamış. Düzyatan, dizilerde hatta Canlı Para’da daha iyi iş çıkarıyor, demek ki neymiş, proje seçerken dikkat etmek gerekirmiş. Filmden çıkar çıkmaz, magazinciler bana Tüzünataç’ın çıplak sahnelerini sordular, Bir Avuç Deniz filmini değerlendirmemi istemek yerine… Pes!

“Cesur sahneler” ne demekse artık bunlar önemliymiş medya için, toplum için, bir filmde soyunmanın cesaret olarak algılanması bile sanat adına edilmiş bir küfürdür oysa… Oyuncu sahnenin gereğini yapacak, öpüşmem, koklaşmam, sevişmem, yok daha neler, üstelik Türkan Şoray bile tarihi kanunlarını yıkmışken… Hayatta ne yaşanıyorsa, perdeye de o yansır, sinema salt dar alanda kısa paslaşmaları değil, uzak ve geniş bir ufuk da ister. Biz bu kafayla sinema sektörünü biraz zor oluştururuz. Benim pek umudum yok.

Bunun dışında Tülek, Yağtu değil de benim dikkatimi Zeynep Önder çekti, iyi görüntü veriyor, oyunculuğunu geliştirirse, bence beyazperde adına isabet olur. Ayda Aksel ve Can Gürzap’a ise ayrı üzüldüm, emektarlar daha iyisini hak ediyor, kesinlikle… Öte yandan bir filmde, trajik sahneler bu denli komik, komik bölümler ise bu kadar trajik olabilir mi? Sinema salonunda uzun zamandır bu denli gülmemiştim, kahkaha attım resmen sinirden… Kara mizah ile izah edilecek yanı da yok bu senaryonun, bir burjuvazi eleştirisi olsa saygı da duyacağım üstelik. Ama ne gezer… Yönetmen Leyla Yılmaz, sinema yazarlarının filmini beğenmemesine sanırım bozulmuş. Eleştirmenleri eleştirmek yeni moda oldu, bence kolaya kaçmak bu, şayet bize haddimizi bildirmek istiyorsanız, sıvayın kolları, güzel bir film ile karşımıza çıkın, yeter.

Aile her koşulda kutsaldır

“İki Kadın Bir Erkek” (The Kids Are All Right) adlı filmi, marjinal bir aile görüntüsü içerisinde radikal bir çıkış yakalayıp, sonra yine bildik aileyi koruma kollama güzergahına saptığı için sevemedim. Yoksa Annette Bening, Julianne Moore ve Mark Ruffalo resmen döktürmüşler. Lezbiyen çift Jules ve Nic’in reşit olmaya gün sayan iki çocukları vardır, onlar, babalarını merak eder. Sonra dört dörtlük bir adam görüntüsü çizen donör baba, sıcak yuvaya sızmak ister, hatta lezbiyen annelerden biriyle yakınlaşır. Ve olaylar gelişir. ABD’lilerin şu kutsal aile takıntısı, hiç bitmeyecek. Sinemayı, iyice aile lokantasına çevirdiler. Bu filme gitseniz de olur, gitmeseniz de, çünkü kendi adıma İki Kadın Bir Erkek’i iyi ki izledim, diyemiyorum.

Alper Turgut / Cumhuriyet Haber Portalı



YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ


+ dört = 10

Bu haberler ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa

© Copyright 2012 Tüm Hakları Saklıdır... Bu site webabi.net te host edilmektedir.