23 Kasım 2014 Pazar
Aydın Yerel

Aydın Yerel
  • Serdar Ortaç’a Yoğun İlgi
    Serdar Ortaç’a Yoğun İlgi
  • Ganalı Mami, Türk Kızı İle Evlendi
    Ganalı Mami, Türk Kızı İle Evlendi
  • Cicişler Ege’de kutlama turunda
    Cicişler Ege’de kutlama turunda
  • Twitter’ı artık kullanmayacak!
    Twitter’ı artık kullanmayacak!
  • En güzel manken, Kuşadası’nda seçildi
    En güzel manken, Kuşadası’nda seçildi
  • Tuğba Özay ve Nez, Su Parkında
    Tuğba Özay ve Nez, Su Parkında
  • Rihanna İstanbul’u Salladı!
    Rihanna İstanbul’u Salladı!
  • Nihat Doğan’ın Şok Eden Sözler
    Nihat Doğan’ın Şok Eden Sözler
  • At Şampuanı Salgını Türkiye’de
    At Şampuanı Salgını Türkiye’de
  • Ben iki ülkeyi de temsil ediyorum
    Ben iki ülkeyi de temsil ediyorum
Hayvan kim, kim hayvan?
Hayvan kim, kim hayvan?
Hayvanlar zararlı bir şey yediklerinde biz insanlar gibi değil, ‘hayvan,...
5 Aralık 2012 02:16
Font1 Font2 Font3 Font4
Aydın Yerel

Hayvan kim, kim hayvan?

Hayvanlar zararlı bir şey  yediklerinde  biz insanlar gibi değil, ‘hayvan, hayvan’  ben şimdi ne yapmalıyım diye düşünmeye başlarlar. Ne mi düşünürler?

Şimdi ne yesem de kurtulsam?”  diye düşünürler.  Çareyi  bulurlar da.

Hastalandığımızda, biz insanların yaptığı belli,  doğru doktora, sonra?  Yut bakalım hapı, hapı yutarız kuzu kuzu…

Hayvan!” deyip geçtiğimiz bizim dışımızdaki canlılara, demem o ki , hayvanların savunma şekillerini merak ediyorsanız,buyurun.

Tavşan: Saklanacak yerin bulunmadığı düz bir arazide tepesinde bir kartal görmüşse,insanlaşarak oturup dua etmez. Tavşanca, yani ‘hayvanca’ savunmaya geçer.

Sırtüstü yatıp ayaklarını havaya kaldırır.

Kartal, tam üstüne yaklaştığı an arka akyalarını biraz içeriye çekerek, kıçını kaldırır ve…

Var gücüyle çişini havaya püskürterek kartalın gözünü kör etmeye çalışır. İdrar kartalın gözüne denk gelmişse vay kartalın haline,o artık ‘Kör kartaldır’

Gelmediyse, insan olarak  tavşan için duaya başlayabilirsiniz.

Pars: Büyücek bir boğa gibi bir hayvanı boğarak öldürebilmişse, oh keyfe bak sen! İyi de bu kadar büyük hayvan bir öğünde yenmez ki. Alıp götüremez  de. ..

E, çare?

Olmaz olur mu, çaresi var .

Avını ortaya alır, çevresine dolanarak çişini yapar. Mübarek çiş, asit gibi kokar, sıkıysa yaklaş yaklaşabilirsen…

Fok balığı: En büyük zevki bir ahtapotu diri diri ,  yavaş  yavaş yemek. İyi de ,  ahtapot  yakalamak öyle kolay bir iş değil ki…Her şeyin bir zamanı vardır elbet.

Yukarıdan bir balıkçı oltasını sallamış ve bir ahtapot yakaladığını düşünün. Ahtapotun  tutunma gücü olduğunu bilirsiniz. Oltayla asıl, asıla bildiğin kadar.Mübarek hayvan  gelmez.

Yukarıdaki balıkçı bir umut içinde bekleye dursun , fok balığı, yaralı ahtapotun yuvasının içine doğru püskürterek çişini yapar. Bir kaç dakika sonra  ahtapot idrarın içindeki zehirleyici asitten can çekişmeye başlar.Ahtapotun da beklediği an budur.

Sonuç:  Ahtapot balıkçı yakalar,fok balığı afiyetle yer.

“Bombacı-böcek”: Böyle bir böcek olur mu demeyin, vallahi olur. Bomba dedimse, sizin bildiğiniz bombalardan değil. Efendim, açıklık getireyim:  Başının tehlikeye girdiği hissettiği an, anal yolla bir havaya sıvı  püskürtür.

Püskürtülen sıvı yaklaşık 100 santigrat derecede bir kimyasal  içerikli zehir olduğunu düşünülürse,  durumu anlıyorsunuz.

Karıncadan canlı bomba olur mu? Malezya’da görünen bir karınca türü öldürüleceğini anlayınca içindeki zehir sıvıyı püskürterek patlıyor.

Ölür,  ama düşmanını öldürür de. Yem olmaz  asla!

“Yağmur kuşunun savunması akıl dolu:  Avcının tüfeği kendisine doğrulduğunu hissettiği an, saçmayı yemeden kendini boşluğa bırakıyor. Yerde kıpırtısız durmaz, yaralıdır güya; sekerek uçar,düşer, uçar düşer…

O minik ‘kuş beyniyle’ kanadı her nasılsa kırıkmış gibi numara yapar. Hem de o kuş beyniyle…Avcı, şartlı bir refleks olarak namluyu indirip,kuşu canlı olarak yakalamak için yanına geleceği an,

‘pııırrrr’.

“Göçmen kuşları” : Yanında pusula taşımayan avcıların balta girmemiş ormanda kaybolduklarını, hatta izcilerin bile  ormanda kayboldukları, haberini çok duymuşsunuzdur.  Göçmen kuşları kadar olamadık; mini minnacık  beyin , el kadar kanatları ,mini   gözleriyle kıtalar arasındaki rotaları asırlardın hiç ama hiç şaşmadı.

Yeni taşındığım günlerde (lâf aramızda)  birkaç kez oturduğum semtte kaybolmuştum. Kızım gelip almıştı beni.

Hayvanlar aleminde bir  ‘vefa’: Kumru

Anadolu kadını gibidir, eşi öldüğünde asla başka bir erkek kumruyla birlikte olmaz, dul olarak ölür gider.

Angut herif!

Bir hayvana bu kadar da haksızlık yapılmaz ki!…Bunu  söyleyen kişi ,bence ‘angut’ olarak bilinen kuş hakkında zırnık kadar bilgisi yoktur.  Bilmez ama nedense ‘saf, salak, aptal’anlamında kullanır bu sözcüğü.

Gerçekten ‘angut’  salak  bir kuş mudur?

Kiremit renkli, ördekgillerden bir kuş türüdür. Aynen kumru gibi, eşi öldüğünde, eşinin başında nöbet tutar, asla bir daha başka bir angutla cinsellik yaşamaz. Ayrıca, gökyüzünden aşağıya ineceği an, arkasından esen rüzgara  güveniyorsa, kanatlarını kapatır ve kendini boşluğa bırakır. Yere yaklaştığında kanatlarını açar ve yere  salimen konar.

Onu havada bu pozisyonda düştüğünü gören biz zavallılar,  bu hayvanı salak sanıp ‘angut’ demişiz, iyi mi?

Angut kim,

Kim angut?

Tilki ve av köpekleri:

Av arayan sürü haldeki  av köpekleri nasılsa  bir tilkiyle karşılaşırlar. Sonra ne olduğunu tahmin etmeniz zor olmamalı; ne kadar köpek varsa takılır zavallı tilkinin arkasına.Köpeklerin dilleri bir karış dışarıda av olanca hızıyla devam ederken, tilki, nasılsa bir tepede soluklanır. Köpeklerin kendisine doğru geldiğini görünce, önce sağa doğru bir manevra yapar, sonra sola doğru koşup gözden kaybolur.

Ne kadar köpek varsa tepenin sağına doğru kestirmeden koşmaya başlarken tilki , sola doğru yol alır. Şansa bak!..Bir tren gelmektedir, pusar tepeye. İlk vagonun kendisine  en yakın olduğu an fırlar trene. Gidiş, o gidiş.

Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü?”  demezseniz, şimdi de  hayvanlardan insanlara geçmek istiyorum.

Sözü şairlerin abisi Hüseyin Yurttaş’a bırakıyorum:

“Çocuklarınızın adını ‘Devrim’ koydunuz ama onların geleceklerine sahip çıkmadınız. Onlar karşıdevrim dönemini yaşıyorlar. Onların çocukları kim bilir neler görecek?

Çocuklarınızın adını ‘Özgür’  koydunuz ama onlar hiç de özgür bir ortamda, insan gibi yaşamadılar, yaşayamayacaklar. Onların çocukları da…

Çocuklarınızın adını ‘Özge’  koydunuz ama anlar bildiklerimizden özge, farklı ve çağdışı bir dünyada yaşıyorlar, yaşayacaklar. Çocukları da…

Çocuklarınızın adını ‘Eylem’ koydunuz ama onlar için bu koşullar dayatılırken doğru dürüst bir eylem bile ortaya koymadınız. Yalnızca kendinizi rahatlatmak için eylemlere katılıyormuş gibi yaptınız.

“Geçmişten aldığınız ders”lerle onların politikadan uzak, sorunlara karşı ilgisiz, mücadele yerine hazırla yetinip seyirci olmayı yeğleyen, suskun ve bencil bireyler olmasını siz istediniz.

Onlar da öyle oldu.

Belki onların çocukları da öyle olacak. Çocuklarınız elden gitti, gidiyor. Onların çocukları da…
Şimdi, hepimiz milyonla çocuğun, gencin kahrıyla kavruluyoruz.

Çocuk sahipleri, ebeveynler olarak acıya bile sahip çıkmıyor, onu yok saymaya ya da örtmeye çalışıyorsunuz.
Siz, çocuklarınıza ve onların çocuklarına, yani kendi geleceğinize ne zaman sahip çıkacaksınız?

Ey kurnaz ve suskun çoğunluk?  Söyleyecek bir tek sözcüğünüz yok mu?”

Buyurun,sözü olan söylesin!

Utanıyorum insanlığımdan, nasıl  utanmayayım ?

Kanada’nın başkenti Otawa’da I982 yılında ASALA terörüne kurbanı, diplomatımız Atilla Altıkat’ın devlet töreniyle dikilen anıtı açıldı.

Türk bayrağına dolayıp askere gönderdiğimiz, yine aynı bayrakla baba evine gelen memetlerimizin her bir için anıt değil, bir mini büst dikseydik, güzel yurdum açık hava müzesine mi,yoksa mezarlığa mı dönerdi?

Devletimin Oslo’da PKK yetkilileriyle yaptığı anlaşmayı okumadınsa, kendine bir başka yurt ara, ya da AKP’ye oy veren iki kişiden biri olmaya devam et.

Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerini korumak için insanlığım, T.C vatandaşlığım, T.C  numaram az geldi.

Ana !..

Beni

Bu şartlarda,

İnsan yerine, insanımsı   bir yaratık olarak yeniden doğursana.

Bir başka varlık da olabilir, ama  kendini ‘hayvanlar gibi’  savunmasını bilen bir varlık.

Yaşayanların hâli belli, izin verin bari içimdekileri sorayım rahmetli anama?
“Anaaa!  Gadın anam,  hayvanlar kadar olamadık.

Hayvan mı hayvan,

Biz mi hayvan,

Hayvan kim,

Kim hayvan?”



Hayvan kim, kim hayvan? Yazısına 3 Yorum Yapıldı

YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ


8 + üç =

Bu haberler ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa

© Copyright 2012 Tüm Hakları Saklıdır... Bu site webabi.net te host edilmektedir.